0

Bu Kadar Sevebilir Misiniz?

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra…

… Continue Reading

0

“Hayatı Ertelemek” – Meryem Tortuk

Ertelenmiş, yaşanmamış, kalbimizin bir köşesinde öylece duran binlerce güzelliğin hiç dokunulmadan üzerine basılıp geçildiğini görüyorum hergün. Hergün ve her saat bu ertelenmiş veya hiç görülmemiş duyguların boşluğunda sarsılan ruhların gözlerine bakıyorum.
Çocuklara ertelemeyi öğreten anneler görüyorum, babalar… Anlamları havada asılı, yarım kalmış cümleler topluyorum konuşan insanlar arasından. Birbirinin yüreğine ulaşamayan vasıfsız kelimeler…

… Continue Reading

1

Kötüler Övünür, İyiler Kazanır

Eğer dünya hâlâ yaşanılabilirse; hâlâ lezzet aldığımız birçok güzellik varlığını devam ettiriyorsa bunca tahribata rağmen. Bunun mimarları bizleriz. Bizler: Yalnızca güzelliği düşünen insanlar, toplumsal bilinçle kederlenen, bu bilinçle neşelenen insanlar.

Milli ve manevi kaygılarla uykularını unutabilecek kadar hissiyat sahibi olan insanlar, iyi yoldasınız. Asla “Sen mi kurtaracaksın kardeşim.” Diyenlere itibar etmeyiniz. Zira evet biz kurtarıyoruz bu ülkeyi. Bizim ülkemizde –çok şükür ki- hâlâ günlük 200-300 şehit vermiyorsak, camilerimiz bombalanmıyor, bebeklerimiz bir roket atarla kan uykularında kana bulanmıyorlarsa, sokaklarımızdan makineli tüfek sesleri gelmiyorsa bu iyi insanların sayesindedir. Hırsızlar, yolsuzlar, beşik ulemaları, vatanı satanlar, vatanı bölenler, yetim hakkı yiyenler; örgütler, örgüt sempatizanı cahiller, örgütleri kiralık katil olarak kullanan Fransa, Almanya, ABD gibi –artık ihaneti ispatlanmış- aleni düşmanlar, bunca gemimizi kemiren farelere rağmen ayaktaysak; biz her gün yeni bir zafer kazanıyoruz demektir.

… Continue Reading

1

Her gün Bayram (Can Dündar)

Zamanla anlıyor insan: 3-4 güne sıkışmış bir tatilden öte bir şey bayram…
Hayata rasgele serpiştirilmiş ilahi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır.

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek…
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.

… Continue Reading

2

Adalet

Yaşlı kadın yatağından kalktı. Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu. 88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi. Pencereyi açması ile birlikte odaya ezan sesi ile birlikte baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu. Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerine sabahın ılık esintisi ile doldurdu. Abdestini aldı, sabah namazını kıldı. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı. Oturma odasına yöneldi. Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti. Masanın üstü çerçeveler ile doluydu. Bir tanesine uzandı, camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı. Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı. Yaşlı kadın ‘Günaydın Anne, Günaydın Baba’ dedi. Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra başka bir çerçeveyi eline aldı. Bu siyah beyaz fotoğrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı. Yaşlı kadın çerçeveyi titreyen dudaklarla öptü. ‘Günaydın Kocacığım’ dedi. Kadın bu çerçeveyi de bıraktıktan sonra üçüncü ve son çerçeveye uzandı. Artık gözlerinden yaş damlıyordu. Fotoğraftaki biri erkek diğeri kız çocuklara bakıp ‘Günaydın Evlatlarım’ dedi. Tüm çerçevelere kısaca göz atıp ‘Sizleri, hepinizi çok özledim’ dedi.

… Continue Reading

0

Unutmak Yok – Pablo Neruda

Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan

“Oldu bir şeyler” demeliyim

oturmalıyım bir taşa

kararan dünyada,

kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.

Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların

… Continue Reading

3

Üç Hikaye…

1.Hikâye

Kavak Ağacı ile Kabak

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

-On yılda, demiş kavak.

-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

-Doğru, demiş kavak.

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:

-Neler oluyor bana ağaç?

-Ölüyorsun, demiş kavak.

-Niçin?

-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

… Continue Reading

2

Eflatun’a sormuşlar

Eflatun’a iki soru sormuşlar.

Birincisi;

“İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?”

Eflatun tek tek sıralamış:

- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne varki çocukluklarını özlerler…

- Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler…

- Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar…

- Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler…

Sıra gelmiş ikinci soruya;

… Continue Reading